3 Nisan 2012 Salı

Selma Ergeç

Kerim'den bahsedip Defne'yi anmadan geçmek olur mu hiç.  Narin kızımız Selma Ergeç'i de  'Geleceğin Sineması' ödülleri töreninde sunuculuğu üstlenmiş olarak gördüm geçenlerde gazetede. Çok net bir resim olamasa da paylaşmak istedim yine sizlerle.  






Cemal Hünal 'Kaos'

Sevgili Cemal Hünal'ın adını şu sıralar iki film ile andık. Ne yazık ki 'Ayaz' filmi gösterime girmedi ama 'Kaos: Örümcek Ağı' kapılarını seyircilere açtı. Demir ile dostluğu bizleri imrendiren 'Kerim' imize başarılar diliyoruz. 


2 Nisan 2012 Pazartesi

Gelincik Yalnızlığı


Sevgili Acemi Demirci'den

  'Gelincik Yalnızlığı


Gelinciklerin  rüzgarda eğilişi bana insanları anımsatır. Sadece omuzlarındaki yükten eğilen insanları değil. Acıdan, yalnızlıktan ruhları eğilenleri hatırlarım en çok. Kendilerini “iki taş arasındaki bir gelincik kadar yalnız" hissedenleri hatırlatır. Onlara gelincikler verir yine en yerinde cevabı: “Her eğiliş, yeni bir kalkıştır ayağa”.
Acemi Demirci, 27.03.2012

M.A818


Asi sokağı...


Kimi… kireçli badana ile renk renk boyanmış… kiminin hala ilk rengi...
en yükseği iki katlı evlerin sırt sırta verdiği sokağın sakinleriymişiz...
olur ya...

kapılarımız komşu...
camlarımız komşu...
canlarımız dost...

nasıl güzel bir sokak ama...
kapısının  dibinde kendiliğinden bitiveren sarmaşık… yan komşunun çatısına sarmış...
öte yanda… kocaman kocaman nar çiçeği kırmızı açan borazan çiçeği kiremit damların üzerine yayılmış...
mis gibi bir Yasemin kokusu sokağın başından gelenlere hoş geldiniz diyor...
burası kendine has bir sokak...

güzel çiçek kokuları… güzel dostluklara karışmış...

bir de o sokağın sakinleri... her biri özel ve güzel insanlar...

Sevgili AcemiDemirci'nin cam önünde dizi dizi sardunyaları var… ev sahibesi gibi güler yüzlü...

Hemen bitişiğinde Sevgili SerapSu otururur… tığ işi perdesinin süslediği penceresinde  rengarenk menekşeler danseder...

biraz karşıya geçelim...
karşı evin sahibesi… Sevgili Kıvırcık'ı serada yakaladım… mutfak camına dizmek için… Lale'ler… Papatya'lar… arasında mutluluktan uçuyordu…

Hemen yanında… Sevgili e.min'in evi… Sevgili usayken'le altlı-üstlü… oturuyor… elimi alnıma siper ettim… şöyle camdan içeri bir merhaba demek için...
ne göreyim… ikisi de... Asi'ler arasında kaybolup gitmiş… usulca ayrıldım oradan… ama o da ne...
rengarenk Mine çiçeğinin ıtırlı kokusu  kokusu gelir camın dibinden…

Bu kapı… şiire açılır… dizeler merdivenleridir bu evin… bildiniz Ceyhan'ımız oturur...
kitap kokusu sinmiş duvarlarına… ayraçları kurutulmuş papatyadan...

Rengarenk cam güzelleri… Sevgili Sevda'nın evini süsler… cıvıl… cıvıl… kulak verin… derinlerden insanı dinlendiren… güzel bir klasik müzik sesi gelir...

Sokağın başlarına doğru gidelim… mis gibi kurabiye kokan bir ev… onun da camı çiçeksiz olmaz… küpeliler… her renginden… Sevgili Doğu'nun evidir… orası...
elinde kurabiye tabakları ile çaya-kahveye gider komşularına… güler yüzüyle...

onun komşusu Sevgili Minikkulak… uçsuz bucaksız tarlaların rengarenk çiçeklerinden perdesi… el işi...

hemen yanında iki katlı büyücek bir ev var… bahçe kapısından girilir içeri… kalabalık sayılırlar… kuş işli taşları var...
sevdaları kendilerinden büyük AsiDemir oturur orada… avluda yavru kuşları cıvıldaşır…boy boy…
gelip geçerken el sallarlar onları sevenlere…

yönümüzü sokağın sonlarına  çevirelim… kapılarında… sarmaşık güller… hanımelleri…
pencerelerinde… cam güzelleri… çuha çiçekleri… dizi dizi kaktüslerle evler sıralanır…
hepsinde bir Asidost oturur… Tubasi… Latife06… Özenccan… Page... Meryemce ...(unuttuklarım varsa affola…)

en sonunda… küçük bir kulübecik… camında… bir dal gelincik… orası *naile"nindir…

sokak...
en başından en sonuna güleç yüzlü… güzel gözle bakan insanların sokağı… camlarında çiçekleriyle içten insanlar…
her birinden merhaba alınır… verilir… yol boyunca…
ve
her sokağın bir adı olduğu gibi elbet de bu sokağında bir adı var…
Asi sokağı...

olur ya… olur ya…

ben bu işte suçsuzum… Sevgili AcemiDemirci ve Sevgili SerapSu o kadar güzel yazmışlar ki...
ne olduysa…o güzelim yazıları okuduktan sonra oldu...

bir anda… kartal kanatları takıp uçuverdim… bir Demiroğlan'la… bir Asikızın sevdasının yeşerdiği topraklara...
iki kişinin zor geçtiği dar bir sokağı boydan boya sahiplendim hepimiz adına… her birimize çalacak bir kapı olsun diye…

hoşgörünüzle...

*naile* , Sohbet Köşesi, 26 Mart 2012

honey moon


Sardunyalı pencereler


Sevgili Acemi Demirci'nin bizleri büyüleyen satırları yerlerinde duramıyor. Sanat Alemi 'Deneme Birincisi' ödülüne layık görülen yazısı; Evlerimizin gözleri: Sardunyalı pencereler yayınlandı... Sitenin resmi web sitesinde keyifle okuyabilirsiniz...
"İlle saksılarda yetişmez ya da yetiştirilmez bereket pembeleri, beyazları, kırmızıları olan sardunyalar. Zeytin tenekelerinde, yağ tenekelerinde de yetişir. Deniz rengine, zümrüt rengine, al renge boyalı pervazların önünde coşkunca açarak, beyaz fonlu duvarın da yardımıyla öyle neşeli görünürler ki."


MERVE61


...hiç geçmedi ki...


Sevdiğine alışmaktan korkuyordu Asi'miz… Demir ona at armağan ettiğinde söylemişti...
Sevdiğine alışmanın korkusu mu olur demişti yanıtında Demir...
haklıymış… sevdiğine alışmanın korkusu olmazmış...

kendi adıma… ben bu alışmadan korkmadım… sevmeye devam ediyorum… öyle ki… her gün akşam üzeri… Azeri Tv.kanalını gözümü kırpmadan izliyorum…
bugün Asi'nin Siyah saçlarına Demir'in gönderdiği beyaz güller takıldı...
içim bir hoş oldu… hüzünlenmedim dersem yalan olur...
Biz sizi…  boşuna sevmemişiz… bir kez daha bunu kanıtladınız dedim...

Laf aramızda Annem bile Asi'nin saati gelmedi mi daha diyor...
Ah anacığım dedim… benim için Asi'nin saati hiç bir zaman geçmedi ki...

*naile* , Sohbet Köşesi, 8 Mart 2012



Tarlalar dolusu gelincikler...

Toprak…
Emek ister...
hem de en yoğunundan… insanın yüreğinden… elinden… sevgisinden beslenir… karşılığını gönlünce verir…
üzerine düşen/içine gömülen  tohumu...
alır saklar…
yeşertir...
büyütür...
insana armağan eder...

o Topraktan doyumsuz güzellikler çıkar… Asi gibi…

yüzünü güneşe dönmüş gündöndü çiçeklerinin arasında... iflah olmaz iki aşık dolanır...

bazen, tarlalar dolusu gelincikler açar… arasından rüzgar geçen saçlara takılsın diye...

bazen, dolu başaklar baş verir üzerinde... derilince üzerine gencecik bir kadın uzansın diye...

bazen, iki taş arasında açan bir dal gelincik olur… hüzün verir...

yeşerir… dünyayı ışıl ışıl eder…

bazen suya doyar… nehirleri derya eder...

ya da... üzülür… kurur… yatağına çekilir… özüne topladıklarıyla…

bazen… bizler farkında olmayız… derinlere inen gözyaşlarının...

Kadın…
Toprak gibi… emeğin ana vatanı...
insanlık için doğurgan… besleyen… koruyan… sevip… sarmalayan…  üreten…
tüm bunlar için hiç bir şeyden emeğini esirgemeyen…
dahası… yaşamı güzelleştirmek için son gücüne kadar mücadeleci...

benim Asi dostlarım gibi...
yaşama kattığınız her değer için verdiğiniz emeğiniz kutlu olsun… sevgili Asi dostlarım...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü… yaşama mal olmuş bir mücadelenin anımsanma günü...

Yaşamı pahasına… inançlı mücadelelerinden ödün vermeyen kadınlara yürekten selam olsun…
*naile* , Sohbet Köşesi, 8 Mart 2012



Güneş-07 / 27.10.09





18 Mart 2012 Pazar

Murat Yıldırım... Asi dünyaca tanınır oldu




İkiniz de ünlüsünüz. Biriniz “Ezel”in Tefo’su diğeriniz de “Asi” dizisinin yakışıklı jönüsünüz. Bu durum sokağa nasıl yansıyor?

Murat Y. : Ben ilk seneler acemiydim. Bir yere girince insanlar bana bakınca çekinir, sıkılırdım. Ama genel anlamda ünlü olmak bana anlamsız geliyor. Yaptığınız iş nedeniyle sizi tanıyorlar, canlandırdığınız karakteri beğeniyorlar aslında. Bir de benim kariyerim çok plansız ilerledi. Oyuncu olmam tesadüf, sonrasında “Asi” dizisi çıktı. Dizi dünyaca tanınır oldu. Bir anda birkaç kıtada insan ismimi biliyor hale geldi. Önemli olan işimi layıkıyla yapmak. Takdirmiş, ünmüş onlar sonradan gelir. 
Çini, P 2012, ‘Bu acıları gördükten sonra, neleri kafaya takmışız diye gülüyorum’, Milliyet Pazar, 18 Mart, s.5 








11 Mart 2012 Pazar

Murat Yıldırım... Aşk ve İntikam

Haberin bütününe aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...


Baydar, B 2012, Aşk ve İntikam, Milliyet Cadde, 11 Mart, s. 4



Tülay Günal



Asi Dizisiyle tanıdığımız sanatçılarımızın farklı projelerini sayfalarımıza taşımak büyük mutluluk. Geçen haftanın bir haberi, ancak fırsat yaratıp koyabiliyorum sayfaya. Keyifli okumalar.

Baktıaya, E 2012, Brecht peşimi hiç bırakmadı, Milliyet Cumartesi, 3 Mart, s. 4