30 Mayıs 2011 Pazartesi

Monte Carlo TV Festival VIP 2011 list

Festivalin Katılımcılar Listesinde yer alan Asi ekibi...

ASI

BUYUKUSTUN Tuba
GIRITLIOGLU Ilgaz
MERCAN Cevdet
ONES Nilgun
YILDIRIM Murat





http://www.tvfestival.com/content/Talent-list/talent_listUK.php?trk=ved

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Duy sesimizi...

Eyüboğlu, A 2011, alice, Milliyet Televizyon, Mayıs, sayı:294, s.3



http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/ali-eyuboglu/28-05-2011/dizi-izleyicisi-nasil-degisti/348854/.aspx

27 Mayıs 2011 Cuma

Asi olduk isyan bile etmeden

İsyansız asileriz biz.
Ne korsan gemilerinde paylaşamadığımız hazine için kaptanlara başkaldırdık ne de bir şeyleri yıkıp yakmaya heveslendik asi olmak için.
Sadece bir dizi izledik.
Sadece 71 hafta süren bir dizi.
O kadar.
Asi oluverdik hemencecik sonrasında.
Hem de isyan çıkarmadan. Denizin ortasında değil. Yağmur damlasının kimileyin dualarla beklendiği tarlalara bezenmiş Hatay ovalarında asi olduk biz.

Bu asilik öyle bildik asiliklere benzemez.
Asi dizisinin asileri, yakmaz ama yanar.
Vurgunu olunan tüm kavramların, masmavi gökyüzü altında uzanan yemyeşil tarlaların üzerinde yaşanan sımsıcak bir sevginin ateşiyle sadece sevdalılar değil diziye sevdalılar da yanar. Yananlardan bir nehir olduk.

O nehrin adı Asi’ydi.
Asi olduk biz de Asiye ile.
Aktık asi asi, Asiye ile.
Düz akmakmış, ters akmakmış demedik, aktık. 71 hafta boyunca düz aktık. 72. haftadan beri ters akıyoruz.

İçin için sevdiğimiz ama sesli sesli hiç söylemediğimiz belki sevdiğimizi bile farkında olmadıklarımızı yakaladığımız az rastlanır bir diziyle tarlalarda gezinirdik Asi dizisi ile. Şimdi bu sayfalarda geziyoruz. Tarlalarda ektiğimizi şimdi bu sayfalardan biçiyoruz.

En görkemli yapılarda ağırlandık. Teknolojiden uzak, elektrik düğmeleri yetmiş yıl öncekinden, duvarları taştan, damı kırmızı kiremitten, bazen dış duvarlarının sıvaları dökülmüş, bazen koltuklara, masalara el işi örtüler serpiştirilmiş, avlulu, rüzgarlı, teraslı taştan ama yürekleri pamuktan bir ailenin sohbetlerine kulak verdik. Kız kardeşlerin odalara kapanıp gizli dertleşmelerinin saklı anlarına girdik. Orada asisever olduk.
Bir diziye can verdik. Dizi bile unuttuğunu dizi olmaklığını. Diziyi diri yaptık.
Dipdiri bir dizi oldu Asi.
Hala taptaze, hala esintisi kulağımızda çınlıyor. Hala kuraklık sonrası tarlalara düşen ilk yağmur damlalarının toprağa düşüşü, toprağın buğulanışı, damlayla toprağın buluşmasının kokusu burnumuza burcu burcu değerken gözümüzün önünde yağız atlar geziniyor Samandağı sahillerinde. Kuytu bir saklanma köşesi beliriveriyor gözlerimizin önünde. Issız kalmış bir tepedeki ağacın altındaki yosun tutmuş taşın üzerine oturmuş, kollarını dizlerinde kavuşturmuş buğulu bakışları aşağıdaki Hatay Ovası’nda gezinirken aslında gözleri bambaşka bir hayalin peşinde olan bir kızın hemen yanı başında o hayalin belirmesini biz de bekliyoruz haftalarca. Belki o lastik çizmeli çağdaş Scarlett O’Hara’dan da çok. Orada biz onlardan olduk onları bizden ettik.
Sonra bu da yetmedi. Bir dizi ile bir dizi değişiklik oldu hayatımızda.
Öyle canlıymışcasına gördük, öyle benimsedik ki dizimizi bir sonraki haftaların olacaklarını merakla beklemek yerine bunları haber veren sitelerin kapılarını çaldık.
Kapıyı açan çoktu.
Bir müddet sonra biz de açanlardan olduk yeni çalanlara.

İşte oradan buraya aktık. Asi Nehri hep akar.
Biz de akıyoruz Asi sularına kapılmış halde.
Acemi Demirci, 27.05.2011

26 Mayıs 2011 Perşembe

Asi...

ASİ’ye her gün başka gözle bakıyorum…Her gün yeni şeyler keşfediyorum…Uzun süredir izleyemiyorum… Daha doğrusu izledikçe hisleniyorum… Onun için izlemeye ara verdim…Bu dizi ailemle o kadar çok özdeşlemeye başladı ki…Umarım sonumuz da dizinin sonu gibi güzel olur… Hastahanede olduğum sürece Demir’in hastanede olduğu kısımları hep hatırladım… Demir ve Asi için, kızı için, sevdikleri için ne zor günlerdi… Bizim için de öyleydi… Sımsıkı sarmak istediğin sevdiğinin sağlığı için uzak kalmak ne zordu… Ya da onun sevdiklerine dokunamayışı ne zor… Kapılarda beklemek ne zordu…O dönem Asi çok eleştirilmişti… Ne kadar soğukkanlı davranıyor denmişti… Yaşayınca anladım… İçinde fırtınalar koparken rol yapmak herhalde yaşamdaki en zor rol… Eminim ki Asi’de kıyıda köşede bizler gibi gözyaşı dökmüştür… Asi doktora çok soru sormamıştı… Neden detaylı öğrenmiyor demiştim… Gerçekten soramıyorsun… Duyacaklarından korkuyorsun…

Sevgili minikkulak’ın deyimiyle Asi bir dizimiydi… Değilmiş… Tam da yaşamın ortasından bir kesit… Bir aşkın ötesinde bir yaşam öyküsüydü… Masal diyemiyorum… Çünkü masallar hayalidir,gerçek değildir… Asi o kadar gerçek ki… Nedense son zamanlar Asi beni kederlendiriyor…

CEYHAN, 26 Mayıs 2011

20 Mayıs 2011 Cuma

Çizmeli Kedi

Çocukluğumun Çizmeli Kedi'sinden Yetişkinliğimin Lastik Çizmeli Kızı'na Masallarım

Benim çocukluk masallarında çizmeli kedi vardı.

Erişkinlik masalımda da lastik çizmeli kız.


Lastik çizmeli kız çiçekli basmalar, pazenler giyer dolanırdı mısır tarlasında, kırda, ağılda, koyun sürüsünün içinde.

Hastalanan sürünün başında uyur, saçı, üstü başı toza samana bulanırdı.


Hatay’ın bereketli ovalarındaki tarlalarda uyuduğu da olurdu, yastığı kır çiçeklerinden .

İlk sevdası tarlalardı onun.

Topraktı yani.

Sonradan başka sevdalar da öğrendi.

Demirden bir sevda.

Toprağın yanında demiri de sevdi. Demir zaten toprakta bulunmaz mı? Demir, topraksız olur mu?

Lastik çimeli kız öyle sevdi ki sevgisi demiri eritti, nefreti sevgiye dönüştürdü.


Sevginin, sevdanın göze gelen kır çiçeğiydi onlarınki. Ne İstanbul’un yalılarında ne sahillerin gece ışıklarıyla süslü lüks otellerinde filizlendi. Hatay’da bir tarla kenarında, tozlu bir kır yolunda, atların terkisinde büyüyen bir sevdaydı.

Tozlu bir yolda başladı öyküleri.Toza dumana bürüdü etrafı ama tozlanmadı.

Üstü kabuk bağladı kimileyin ama kabuk hep kavladı, kan kırmızı bir sevda kabuğun altında işledikçe işledi.

Bizim gözümüz gördü bunları, içimize işledi tozlar da, toza dumana katan sevgiler de.

İşlemek sırası bizde şimdi.

Asi dizimizi, sadece 71 hafta süren, Cuma günleri akşam saat 20:00-22:00 arası o tek tek damlaların su birikintisine düşercesine notalaştığı müziğiyle evimizin kapısını çalan dizimizi, geç bulup çabuk kaybettiğimiz masalımızı şimdi biz işliyoruz.

Büyükler de masalları sever.

İnanmayanlar bize baksın.
Acemidemirci, 18.05.2011

19 Mayıs 2011 Perşembe

Asi'ye ilgi...

Bakanlık dizileri desteklesin

Kültür ve Turizm Bakanlığı sinema sektörünü desteklemek adına, uygun gördüğü filmlerini finansal anlamda katkıda bulunuyor. Pek çok sinema filminin jeneriğinde 'T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla çekilmiştir' ibaresini görüyoruz.
Pek çok yapımcı ve yönetmenin hayallerini gerçekleştirmeye yarayan, sinemamıza ivme kazandıran, uluslararası festivallerde ödüller kazanmamaya ön ayak olan bu uygulama, bazı sinemacılar tarafından eleştirilse de bana göre çok faydalı bir devlet sübvansiyonu.
Bu yıl Cannes'daki televizyon fuarına katılanlar, organizasyonu Türkiye'nin ayakta tuttuğunu söylediler. Türk dizileri ve programları, pazarı hareketlendirmiş. Pek çok Türk yapımcı, düzenlediği özel lansman geceleriyle hem Ortadoğu hem de Avrupa televizyonlarının ilgisini çekmiş, satış gerçekleştirmiş.
Düne kadar sadece mal satılan bir pazar olarak görülen Türkiye'nin televizyon sektöründe 'ihraç eden ülke' konumuna geldiğini görmek çok sevindirici. Özellikle Balkanlar ve Ortadoğu, Türk dizi ve programlarının bir numaralı müşterileri. Bulgaristan'a, Romanya'ya, Yunanistan'a giden işadamlarımıza, yabancı şirket yöneticileri ciddi toplantılar sırasında "Filanca dizinin sonunda ne olacak, lütfen söyleyin" diyorlamış...
Son olarak Asi dizisinin çok önemli bir festivalden 'en iyi soap opera' dalında (Bizim Brezilya dizileri diye adlandırdığımız kategori) ikincilik ödülüyle dönmesi de bu ilginin en büyük göstergesi.
Özelikle MBC yayın portalında gösterilen Türk dizileri, Ortadoğu ülkelerinde büyük bir ilgiyle izleniyor. Balkanlar'ın yanı sıra Türki Cumhuriyetler de dizilerimize büyük talep gösteriyorlar. bu dizilerin başrol oyuncuları, Ortadoğu, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetler'de en büyük reklam kampanyalarında rol alıyorlar. Pek çok Ortadoğulu turist, sırf dizilerin çekildiği mekanları görmek için İstanbul'a akın ediyor.
Durum böyle olunca, dizilerimizin ve diğer televizyon programlarımızın Türkiye'nin tanıtımında giderek daha aktif bir rol üstlendiklerini söylemek mümkün. Bu durumda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sinema sektörüne yaptığı finans yardımını, televizyon sektörüne de uygulaması çok yerinde olacak. Yakında, jeneriğinde "T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla hazırlanmıştır" ibaresi yer alan diziler görürseniz şaşırmayın

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/aytug/2011/05/08/bakanlik-dizileri-desteklesin

Yüksel Aytuğ 8 mayıs 2011,

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Asi Nehri tersine akar...

Eskiler bilirlerdi ki Asi Nehri ters akar.
Hiç yalan söylediği var mıdır eskilerin?
Onlar ne söylerlerse doğru çıkmaz mı?
Biz de belli bir yaşa gelince anlamaz mıyız onların doru mu doğru söylediklerini.
Ve tutturmaz mıyız bir şarkı;
“Annemi daha iyi anlıyorum” diye dizelenmiş.
“Bir dizi izledik hayatımızda bir dizi değişiklik oldu” diye yazmıştım evvelce. Artık silinmiş, yitmiş , kapanmış sayfalarda, sitelerde.
O dizi, bizim dizimiz Asi’ydi elbette.
Asi Nehri gibiydi adı.
Adını Asi Nehri’nden alan Asi dizisinin izleyicileri de birer Asi Nehri.
Dizilerin bitmesiyle orda yakalanmış içtenliklerin, soylu sevgilerin, kültürel verilerin, tarımın canlı olarak seyrinin, aile dayanışmasının içimize kök salmış sevgisinin bitmeyeceğini, bitmek ne kelime belli bir olgunluğa ererek dallanıp budaklanacağını göstermiş, hep de gösterecek kadim izleyicileriz.
Bir dizi biterse geride yeni yapılan onlarcası var demesini bilemeyenleriz.
Asi dizisinin asi nehriyiz biz.
Bitmişlikten bitmemişliğe, başlangıca, başlangıçlara akıyoruz.
Hala burnumuza eskimiş koca çiftliklerin köhnememiş taş evlerinin büyük mutfaklarında pişen Hatay yemeklerinin kokusu geliyor.
Hala çiftliğin önünde uzanıp giden palmiyeli yolun gölgesi aklımıza düşünce, içimize de bir serinlik düşüyor.
Ayak izleri çoktan silindi gitti çiftliğimizin kızlarının.
Asi’nin, zarif ve kırılgan Defne’nin, Aslan’ın, diğerlerinin.
Ama bizim yüreklerimizdeki ayak izleri silinmiyor.
İz düşümleri işte bu satırlara kelime olup düşüyor.
Acemi Demirci, 18.05.2011




Leona'dan alıntı...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Demir & Murat

Demir'i Murat Yıldırım'ın ellerinde görmek de kısmet olacakmış...

Murat Yıldırım...

Sevgili GÖNÜLCE’nin önderliğinde Televizyondizisi.com bir aktivite organize etti. 13 Mayıs’da doğan Murat Yıldırım için bir kutlama düşünüldü. Gerek yurtiçinden gerek yurtdışından forum ve sitelerden kendisi için gönderilen çalışmaları oyuncuya iletmek ve sevenleriyle bir noktada buluşturmak amaçlandı. Murat Bey’in yoğunluğundan dolayı bu aktivite gününde yapılamadı ama sonunda beklemeye değer bir buluşma gerçekleşti. Bu aktiviteye www.asi-demir.com olarak bizde hediyemizle, sorularımızla ve ricamızla… seve seve katıldık.

Sitemizdeki Murat Yıldırım profili başlığında kullanılmak üzere usayken’in hazırlamış olduğu resmini imzalamasını rica ettik. Sağ olsun kırmamış ve imzalamış… çok teşekkür ediyoruz.

13 Nisan 2011 doğum günü anısına hazırlanmış, e.min yorumlarda ‘Murat Yıldırım’ adı geçen 13 pasaj ve görseline 13 ayraçlık koleksiyonu içeren bir andacı da sevgili GÖNÜLCE’den kendisine bizim adımıza vermesini rica ettik. Bu buluşma için özel olarak hazırlanmış bütün çalışmaları olduğu gibi bizim emeğimizi de ilgiyle incelediğini görmekten mutlu olduk.


Buluşmaya katılan sevgili Simge’den ise Murat Yıldırım’a sormasını rica ettiğimiz sorularımız oldu. Oyuncumuzun öğrenmek istediklerimize yanıtları…
“…Murat Bey'le sohbetimize ilk olarak kendisine yöneltilen ve Sevgili Mine Ablam'ın bana göndermiş olduğu 3 soru ile başladık...
Birincisi herkesin merak ettiği bir soru... 13 Nisan'da doğan Murat Bey'in saat kaçta dünyaya geldiği. Bu soruyu soran arkadaşlarımızın özellikle Orta Doğu’da ki fanları olduğunu da belirttim. Böyle bir soru karsısında şaşırarak gülümsedi önce. Sonraysa sevenlerinin sevgisini yürekten hisseden bir eda ile sabah 6:00 olduğunu dile getirdi.
Ardından kendisi adına açılmış olan resmi fan sitesinden bahsettim. Orada "Murat Yıldırım'dan mesajlar" adlı bir bölüm olduğunu ama ne yazık ki ilgiden yoksun bir şekilde sitenin varlığını sürdürdüğünü ve neden böyle olduğunu sordum. Kendisi bu konuda haklı olduğumuzu ve yoğunluğundan ötürü yeteri kadar ilgilenemediğini söyledi. Ama dikkate alıp profesyonel bir destek ile bu konuda elinden geleni yapacağını da sözlerine ekledi.
… …
… Asi hakkında da sohbet ettiğimiz Murat Bey bu projenin kendisi için çok önemli olduğunu içten bir ifade ile dile getirdi. Hatta dizi de severek oynadığını ve her zaman da ayrıcalıklı bir yanı olacağını da ekledi. Asi'nin geniş kitlelerce seyredilip beğenilmesinden dolayı hissettiği mutluluğu bizlerle paylaştı. Özellikle 51.'si yapılan Monte Carlo TV festivalinde Asi dizisinin ilk üç eserlik listeye girmesinden çok büyük onur duyduğunu, bu haberi eşi Burçin Hanım’la birlikte Mesut Yar'ın yazısından öğrendiklerini ancak basının bu önemli habere yeteri kadar yer vermediğini söyledi. Eğer ödül töreni için çağrılırsa seve seve katılacağını fakat düşüncelerine göre katılımın yapımcı tarafından olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ifade etti…” Simge -15 Mayıs 2011
Bu günün bütün detaylarına ve zengin görsellerine http://www.televizyondizisi.com/forum/index.php/topic,79.3360.html adresinden ulaşabilirsiniz.


"Zordur sevdiginiz insanları kaleme almak..."
Sevgili Simge, gerçekten zordur sevdiğin insanları kaleme almak ama sen bunu başarıyla yapmışsın... çok teşekkür ediyoruz içtenlikle bizimle paylaştığın yazın için.

Murat Yıldırım'ın Resmi web sitesine ve fanclubına daha yakın ilgi göstereceğini, kariyerini destekleyecek, bize kendisiyle ilgili bilgileri birinci elden ve en doğru şekilde verecek olan bu araçları daha etkin kullanacağını duymak sevindirici. Oyuncularımızın da son derece rahatsız olduğu ama engellenemez bir şekilde haber haline geliveren gerçek dışı söylentilere son vermenin bu kaynakları aktif olarak kullanmasıyla çok büyük ölçüde sonlanacağına inanıyorum.

Her ne kadar burçların insanlar üzerindeki etkilerine ihtiyatla yaklaşsa dahi, şahsen tipik bir Koç burcu olduğunu, yaşamsal haritasının bu burcun özelliklerini taşıdığını gözlemlediğim sevgili Murat Yıldırım'ın
doğum saati için de teşekkür ederiz. Gerçekten yabancı takipçileri kadar bizlerde bunu merak ediyorduk.

Monte Carlo TV film festivali konusundaki görüşleri, davet edilmesi halinde katılacağını bildirmesi de çok sevindirici. Sansasyon peşinde olan basına karşı, ne kadar şanslıyız ki, oyuncular ve yer aldığı projeleri takip eden siteler var ve bu konudaki fikirleri kendilerine sorulup cevap alınabiliyor. Hiç değilse bu yolla düşüncelerini kamuoyuyla ve takipçileriyle paylaşabiliyorlar. Elbette dileğimiz diğer oyuncularımızın ve yapımcı firmanın da bu konuda görüşlerine ulaşabilmek.

Sevgili Gönül’e, Simge’ye, Volkan’a ve İlhan Hanım’a, bu keyifli projeyi hayata geçirdikleri ve bizlere alabildiğince zengin bir şekilde aktardıkları için tekrar teşekkür ederim.

e.min / televizyondizisi, Murat Yıldırım başlığı, 13.05.2011



Murat Yıldırım’ın resmi fan club’ını bilmeyenleriniz olabileceğini düşünerek linkini alıntılamak isityoruz;
Bugüne emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.