31 Mayıs 2013 Cuma

17. Bölüme dair

Gerçekleri zamana teslim edelim... bir tek orada tutanamaz yalan değil mi? Asi'nin 17. bölümüne dair herşeyi bulabileceğiniz sayfalarımıza sizleri yine geçmişten bir dost buyur etsin...
"Bir varmış bir yokmuş... Zamanın her anında bir gerçek yaşarmış. Bu gerçek, oluşumunda bazı mutsuzluklar olsa da hayatından memnunmuş. Onun var olmasını sağlayan doğruluk, sadakat, sevgi, cömertlik hep yanındaymış ya, bu ona yetiyormuş. Ama bir gün gerçeğin kapısını yalan çalıvermiş... Demiş ki “Burası benim dünyam”… “Nasıl olur!” demiş gerçek... “Ben hayatımı verdim bu dünyaya”  Yalan demiş ki “Kendine bile kapattığın gözlerini aç artık... Senin dünyan bir yalandan ibaret”
İşte bu cümleydi İhsan Kozcuoğlu'nun yüreğini öne eğdiren. Tıpkı başını eğdirdiği gibi. Bu zamana kadar inandığı her şey buhar olup gitti hayatından. Geriye sadece acılar ve pişmanlıklar kaldı.
O köprü ne çok şeye tanıklık etti bu zaman kadar. Demir acılara ilk adımı orda attı. Asi, bir annenin yitip gidişini ve iki çocuğun o yitikliğin arkasından hayata nasıl tutunduğunu orada öğrendi. Geçmişin hesabını canıyla ödemeye yine o köprüde kalkmadı mı Asi? Kısacası altından akan Asi Nehri gibi, hayatların mutluluğun tersine doğru akışına şahit oldu o köprü... Şimdide yalanlarla örülü bir hayatın yükünü taşıdı.
İhsan, hayatlarına yön veren gerçekle nihayet yüzleşti. Bu beklemediği bir yüzleşmeydi aslında. Gerçek zannettikleriyle bile bu zamana kadar yüzleşememişken, yalanların karşısına nasıl dikilebilirdi ki! Dikilemedi de, yıkıldı bir anda. Tıpkı gözünden akan yaşlar gibi hayatı da ellerinin arasından akıverdi. 2.kez engel olamadı Süheyla'nın gidişine. İlkinde yalanlar önüne geçmişti şimdide o yalanların üzerine kurduğu hayatının gerçekleri. Sadece "bilmiyordum" diyebildi o koskoca yalana. O an gözleri bir sinema perdesi gibi her şeyi yansıttı bize. O gözlerde Süheyla'nın yaşadıklarını engelleyememenin vicdan azabı, Arslan'ın kendisi gibi, yalan bir hayatla geçen yılları için verilen hesap, babasına karşı duyduğu öfke ve onun yerine yaşadığı utanç vardı. Hepsi tek bir bakışta toplandı... Yaşamını bir zırh gibi saran ve başını dik tutmasını sağlayan bütün değerleri, onu yalnız bıraktı sanki. O zırhı kaybetmesiyle kendini o kadar şeffaf hissetti ki gözlerine bakan herkesin o gerçekle göz göze geleceğini zannetti ve bundan korkarcasına en sevdiklerinden bile kaçtı. Ama asıl kaçmak istediği gerçeklerdi ve bunu başaramadı."                                               
Kara İnci, dizifilm.com Asi yorumlar, 23 Şubat 2008




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder